23.05.2006

ne desem


Bilmiyorum...
Önce Küçük Evin Mutfağı şurda yanaklarımı kızarttı, utandım uzun süre yorum bile gönderemedim.

Sonra Zeynep'im burda bana nasıl umut verdi anlatamam.

Ama en büyük tesadüfler serisi ise "Toprak ve ben" oldu.

Kaplumbağamıza biz aylarca Toprak dedik. Adı Toprak olacaktı herşey normal gitseydi. Hiçbirşey normal olmadı, Toprak da olmadı/olamadı, değiştirdik ismini.
Bizim Toprak'ımız da 31 haftada doğdu, o da saçlıydı, hatta sakallı...

Toprak ve Ben'i okuyunca, şaştım kaldım...
Kaplumbağamızın da o kadar büyüyebilmesi için yine- yeniden dua ettim.

Kuvözlerde annelerin alınlarının izleri ne çok şey anlatır ve ben ne kadar üzülürdüm her sabah temizlik sırasında sildiklerinde Kaplumbağama bıraktığım izlerimi.

İncecik bir tüpü boğazından soktuklarında kalbim çıkacak gibi olurdu, boynundaki morluğu sorduğumda "çok küçük, damar bulamadık o yüzden boyundaki damarlardan girdik" dediklerinde nefesim duruyor sandım, kucağıma ilk verdiklerinde serumlarla bir yandan kuvöze de bağlı olsa kafasıyla bana sokuluşuyla mucizelere inandım. Tek elimle tutabilecek kadar, bir kedi yavrusu kadar minik olduğunu anlamamıştım, kimse de söylememişti kuvöz camlarının mercek görevi gördüğünü, bebeğğimi kocaman gösterdiğini.

Hala, her gittiğimde yoğun bakıma, monitörlerin seslerini duyduğumda duruyor gibi oluyor zaman..
Bak, yine durdu sanki...

7 Yorum:

toprakveben dedi ki...

off ya bak yıne ağlattın benı ya sımdı o resım orda o yazı orda ben burda ne yapayım ben evet ah o camalrın dılı olsada konussa o ılk kucağa aldığın an ki hiler dile gelse işu an yazılsa inşallah kaplumbağanda büyür kocaman olur hatta ben artık büyüdüm diye ergenlık nutukları atar sana hepimizin bebekleri sağlıkla sıhhatle mutlulukla buyusun

Asortik Krep dedi ki...

Ben bloğumda senin prematüre anneler grubuna link vermek istiyorum..ne dersin?

sardunya dedi ki...

toprakveben: teşekkür ederim iyi dileklerin için... biliyorum zaman hızla geçiyor ama yine de acabalar olunca aklında biraz daha yavaş geçiyor
asortikim krepim: çok incesin, o kadar sevinirim ki....

zeyno dedi ki...

SARDUNYACIMM, her satırında öyle duygulandım ki, o anlar tekrar tekrar gözümün önüne geldi.Gün gelicek Kaplumbağa kocca bir delikanlı olucak mucizesini bir kez daha göstericek emin ol.O'nlar çok şanslı çocuklar sevginin gücüyle büyüyorlar...
Bu arada mail gurubuna ben katılamıyorum, yorumuna cevap olarak yazdım ben bu işi neden beceremiyorum ya utanıyorum beceriksizliğime...

biyonikkedi dedi ki...

Evet evet o miniminnaacık kaplumbaa bey,büyüyüp aslanlar gibi yakışıklı bir delikanlı oluncaaa döner koltuğunda arkası dönük oturacak ve birden haşin bir şekilde dönüp ,yüzündeki hain ve muzip sırıtmasıyla

"hani bir zamanlar o barnaanız kadder ufacık turşucuk bi kaplumbaa vardı ya,işte o benim.nihoha hahh haa"diceek.

eminim ben eminimm.

KUGUU dedi ki...

SARDUNYAcigim, o kadar her kelimeni her satir arani duygunu anladigimi soylemek isterimki. Bulunmayan damarlarin artik yirtilip da dikisle tutturuldugu izler simdi ustunde, millet nedir diye sorarken bizim gozumuzu dolduran ama ona bakip gurur duyduran... Sevgili arkadasim Sardunyacigim, O simdi 14 yasinda, Kaplumbaga da olacak..Aslan gibi boyluboslu yakisikli oldugunda benim birde blog teyzelerim var diyecek etrafa.
Ama var ya "kuvozdeki alinizleri" derken mahvettin beni.
Kuguboynu

Pınar dedi ki...

Ahhh Sardunya...
Zeynep beni fena yaptı hakikaten. Bu aralar ruh halim de pek yerinde sayılmaz. Kayıplar, hasret, umut arasında gidip gelmelerden yoruldum. Gücüm de azaldı.
Beni bu kadar etkilemenin sebebi sendeki bu güç oldu galiba.
Bak yine düğümlendi boğazım. Öpüyorum... Pınar