9.06.2009

Yazının madde hali

*Neden yazı yazmak istediğim anda içimdeki ses ya da aklımın sesi ya da içimde konuşan her neyse o susuyor da hoplayıver çekirge'nin sözleri gelip dayanıyor? Saçma demek bile saçma. Bir süre mücadele etmeye çalıştım. Pes ettim. Pes edince şarkı değişti. Şimdi sadece şu iki satır:
"Zamansız geldin biraz
Ben de tam ağlıyordum"
Hangisi daha gereksiz karar veremedim. Geçtim öbür maddeye.

* Bugün annemi, babamı (evet yanımdalar bu ara), oğlanı, kızı ve bir de manevi ablam var onu da alıp Çengelhan'a götürdüm. Rahmi Koç'un müzesini gezdik. Herkes mutlu oldu. Babam elindeki müzeye uygun eşyaları bağışlamayı düşünüyor. Ben de hak verdim. Bir tek senin çocukların değil tüm çocuklar görsün dedim. Bakalım.

*Çıkrıkçılar yokuşundan indik taa aşağı. Kaplumbağaya fes buldum. Bir katibin demirbaşlarından olduğu için fes, şarttı. Simit de yedik. Tam oldu ritüel.

*Öğlen dönmüştük bile eve. Uyuma, uyanma fasılları sonrasındayız şimdi. 3. kitaba başladım. Hazır sıcaktan mayışmışken herkes.

*Çevirimde deyim kullanmaya neredeyse takıntı olabilecek kadar önem veriyorum. Çünkü 6-15 yaş arası çocuk ve gençlere yönelik kitapların büyük çoğunluğu çeviri. Onlarda da genelde deyimlere pek yer verilmiyor. Kendime görev edindim. Deyim bombardımanına tutuyorum çeviriyi.

*Sabahın köründe Kaplumbağanın astım atağıyla uyandık. Kışı sırf bu yüzden bile daha çok sevebilirim. Seviyorum da. Köpek havlaması gibi öksürük mü başladı? Hemen sar sarmala. Çıkar balkona. Çeksin buz gibi havayı. Özellikle kar varsa. Anında iner boğazdaki o öksürüğe neden olan şişlik. Sonra da ver ventolin. Mis gibi tırmansın bacaya duvara. Bugün baktım ki balkonun farkı yok odadan, buzluğa soktum kafasını. İşe yaramadı. Soğuk buhar makinemizi törenle kaldırmıştım. Panikle indirdim. Buharı yiyince kendine geldi. O kadar çok görmek istiyorum ki gösterisini. Tek günlük bir atak olmasını ümit ediyorum hep... hep... hep.

*Yazlıkçı günlerim kapıda. Sezonluk terliksi yapıda olup esnafı tanımayı, gelen geçen herkesin seceresini bilmeyi, iki şort üç tişörtle bir yaz geçirebilmeyi sevmiştim geçen yaz. Bu yaz sever miyim bilmem. Yaşamadan da öğrenemem.

12 Yorum:

defneyleyasamak dedi ki...

hepsi gözümde canlandı. elimden tutup beni de sen gezdirmiştin oralada. cheese cake de yeseydiniz beraber , necatibey caddesine baka baka...

Kremali'nin annesi dedi ki...

Cevirilerinde deyim kullanmana ne cok sevindim bilemezsin. Ceviriyi guzel, daha da onemlisi bizden kilmanin en hos yolu bu olsa gerek.

Simdilerde, tezim geregi, Bourdieu'nun bir kitabinin Ingilizce cevirisini okuyorum ve bayilmak uzereyim (Ingilizce cevirisinde bile koca bir sayfa iki cumleden olusuyor, Fransizca orijinalini var sen dusun!!!) Baktim olmuyor, arada bir durup cevirmencilik oynuyor ve munasip gordugum bir iki deyim attiriveriyorum metnin icine. Hayat opucugu gibi geliyor inan ve ancak ondan sonra yola devam edebiliyorum:)

Insaallah Kamplumbaga'nin hem bu temsilini gorursun hem de hayati boyunca yasayacagi digerlerini:)

Sevgiler,
Ayse Sule

pommeler dedi ki...

beni de götürür müsün sardunya
hep isteyip hep gidemiyorum
öylede merak ediyorum ki :)

Sardunya dedi ki...

Defnenin Anneciği
Kaplumbağa acıktım diye tutturunca, bir de güneş tam tepede olunca en kestirmeden işleri hallederken eline simit tutuşturmak daha pratik oldu:) Ama anamadım sanma seni;)

Ayşe Şule,
Ana dilimizin kirliliğe karşı korunması konusunda çok hassasım. Elimden geleni de yapıyorum. Özellikle bir tercüman olarak yapmam gereken çok ödevim olduğunu düşünüyorum. Ama tercümanlıktan önce bir anne olarak çocuklarımın konuşmalarında en ufak kirlilik ibaresi gördüğümde uyarıyorum. En azından benimle yabancı kelime kullanarak konuşmuyorlar.

Günlük konuşmalarımızda ve artık konuşma gibi olan yazışmalarımızda da ortalama kelime sayısı o kadar aşağılara indi ki. En kötüsü de özellikle görsel olarak gözümüze sokulan yabancı dil işgaline karşı maalesef körleşmiş olmamız.

Pazar günü yabancı isimli bir mağazanın vitrinindeki afişte şöyle yazıyordu: flip- flop ve plaj çantası hediye ediyoruz!

Önce okudum geçtim. Sonra dedim ki: Bir dakika! Ne zamandır parmak arası plaj terliği flip- flop oldu! Moda olunca mı? Maşuk'a söyledim. Şöyle dedi:

- hahahaha! Bunu okuduğun mağaza nerede? Bilmemne Center!!!!

Benim şahıs olarak içim rahat. Konuşurken yabancı kelimeleri serpiştirmem. Tepkilerimi ve duygularımı Türkçe yaşıyorum. Her ana dile de kendi ana dilime olduğu kadar saygı duyuyorum.

Tercüman olarak da harekete geçip somut adımlar atabildildiğim için de ne yalan söyleyeyim kendimi çok şanslı buluyorum:)

(bu yazı kadar uzun yorumda elbette imla hataları yapılmış olabilir. Dil bekçilerinin göstermelik saldırılarından da hazzetmiyorum)

Sardunya dedi ki...

Pommeler,
Tamam. Burcu'ya da sözüm var. Aslında tur mu düzenlesek? :)

Sonbaharda neden olmasın? Nefis olur.

Brajeshwari dedi ki...

o Burcu benmiyim?

:)

TATLININ HUYSUZ ANNESİ dedi ki...

deyim kullanmaya takıntılısın ha :) çok şeker ve takdire şayansın !

Özgür Turan dedi ki...

ay ben de istiyorum bu tura katılmak! Nasıl yapsam da gelsem acep.
geçmiş olsun kaplumbağama, öperim onu çok..

Sardunya dedi ki...

Brajeshwari
Tabi ki sensin:)

Tatlının huysuz annesi
Daha ne takıntılar var da bırak takdiri bir tarafa, köteklik!:)

Özgür
Gel tabi. Neden olmasın ki:) Çok da güzel olur.

yalnızlar kraliçesi dedi ki...

kaplumbağayı altınoluğa alalım sardunya.. ileri derecede astımı olanlar bile burada ilaç kullanmadıklarını söylüyorlar. geçmeş olsun. sevgilerimle..

Tabiat Ana dedi ki...

ühüüüüü bizde Kozayla oralardaydık dün ühüüüü....

herşeyden azıcık dedi ki...

Bende isterdim çocuk kitapları çevirmeyi bana gele gele kutsal kefen gibi kıytırık kitaplar düşüyor bende artık ara verdim banane ya kefen onamı ait değilmi?Ha birde korku romanı çevirmek isterdim onuda yayınlayan firma çok az bir tek laika adam gibi yani anlıyacağın ben pes ettim:))