7.12.2009

tenhalarda menhalarda

Şaşkınlık + üzüntü + şaşkınlık +kahkaha +şaşkınlık + "iyiyim ben" +şaşkınlık +özlem + şaşkınlık +merak +şaşkınlık +şaşkınlık+şaşkınlık (devam ediyor...)

Bu kadar çok şaşırmayalı ne kadar uzun zaman olduğuna bakıp yine şaşırıyorum. Herşeye şaşırıyorum. Herkese, her mimiğe, her jeste ve her kabalığa, her asalete ve her alçaklığa. O kadar yoğun ki şaşkınlık duygum başka hiçbir dürtüsel tepkiye müsaade etmiyor. Arada haaa hööö  gibi bol böğürme soslu bir şaşkınlık hatta. Sağım solum yeni insanlarla dolu mesela işyerinde. Ama muhtemelen beni şöyle tanımlıyorlar:

"Koridordaki sebilin yanında sürekli ağlayan bir kadın var ya!... İşte o yeni tercümanımız. "

"Hani dana misali her lafa efektli seslerle cevap veren kadın var ya. Neciymiş o? Tercüman da acaba hangi dilde?"

Ben ne yapıyorum? Buna da sadece içimden şaşırıyorum.

Kaplumbağa ile Maşuk'un yüksek fonksiyonlu otistik iç dünyalarını şaşkınlıkla ve hadi itiraf edeyim bolca da hayranlıkla izliyorum.

Aktrisim çiçeğim aşık yine mesela, erkek arkadaşını anlatırken gözündeki ışıltıya aynı şaşkınlıkla bakakalıyorum.

Maşuk'un Kaplumbağanın iç dünyasına tercüman olma hallerinde büyüleniyorum ve yine şaşırıyorum. Örnek:

Sardunya: Kaplumbağa, bak beni ağlattın. Ne hissediyorsun sen beni üzünce, çok merak ediyorum.
Kaplumbağa:  Kötü (diyerek sırtını döner ve oyununa devam eder)
Sardunya: Birtek kötü mü?
Kaplumbağa: Baksana arabaya ne hızlı gidiyor

Beş dakika sonra
Maşuk: Sardunyacan, Kaplumbağa kötü dedi. Niye biliyor musun? Seni üzdüğünü biliyor. Üzülmesi gerektiğini de sosyal etkileşimlerden, deneyimlerden öğrendi. Ama üzülemiyor. Öyle bir duygu yok bizde. Dolayısıyla üzülmem gerek ama neden üzülemiyorum d,ye gerçekten kendini kötü hissediyor insan. O da o yüzden sadece kötü dedi. Başka kelime anlatamaz çünkü içindekileri.
Sardunya: Vay be (hep şaşırma hep şaşırma)

Ya da Yağmurumu hatırlıyorum, gözlerim doluyor diyelim. Maşuk eline sazı alıyor yine:
"Sen burda Yağmura üzülürken tam da şu anda kimbilir kaç çocuğa daha feci neler oluyor da ruhumuz duymuyor" diyor.

Ben mi? Susuyor ve şaşırıyorum. Sürekli.

7 Yorum:

ÇAğ dedi ki...

Sardunyacım kamuda şaşı bak şaşır pozisyonu geçmiyor, alışırsın onlara, bende yemekhanede böre böre çok ağladım, umurumda bile olmadı kimin ne baktığı ne yaptığı:)
Öpüyom

MADENİ CESARET dedi ki...

selamlar

yazılarınızı keyifle diyemeyeceğim, sadakatle takip ediyorum.
bir arkadaşımın oğlu da asperger sendromlu.
onun kendisini dışlanmış hissetmemesi için o kadar çaba harcıyor ki. mesela, geçenlerde bir dernekte, "bir alt kültür olarak aspergerliler" başlıklı bir konuşma yaptığını duydum.
bence öyle düşünmek lazım, çünkü öyle. aspergerliler bir alt kültür grubu oluşturuyorlar, bir hasta grubu değil.
sevgiler
funda cantek

Asuman Yelen dedi ki...

Baştaki formülle birlikte ilk iki paragrafı kopyalayıp kendi blogumda kullansam diyorum. :) Bunu derken ardından bir tek dertli siz değilsiniz klişesini kullanmayı da hiç düşünmüyorum. Yaşam hikayeleri kıyaslanmamalı ama yaşamınızın benimkinden daha anlamlı ve ilginç olduğunu ilave ederek kendi sözümü çürütüp bu saçma yorumu bitiriyorum. :))
Sevgimle...

funda dedi ki...

her çatı ayrı
her çatının altındakiler ayrı
diyeceğim yok başka özledim sadece...
bir de aşağıdaki yazıya ait ama çok manidar "ömür boyu YALNIZLIK"...
ya da bana pek manidar geldi kalabalıkta yalnızlık en çok da...

pinarbk dedi ki...

Herkes dünyaya kendine benzeyen bir melekle geliyor. Önce Maşuk gelmiş, sonra Kaplumbağa. Ve önce sen, sonra Aktris. Paylaşmış ve eşleşmişsiniz. Hem otistik, hem aşık, hem mutlu...Gözyaşı da azıcık sosu...

Sardunya dedi ki...

Sevgili Çağ
Beni komple paket program halinde hayat şaşırıyor. Kamu, özel... her tarife ayrı bir şaşkınlık kaynağı ne diyim:)

Sevgili Funda
Hoşgeldiniz. Bu ne güzel ve yaratıcı bir tamlama. Cesaretin soğuk olanı makbuldür belki de:)Bu aralar soğuk olmakla itham edildiğim için yazdım böyle. Alt kültür? Gerçekten alt ve apayrı bir kültür. Zaten 96 yılında otizm spektrumuna dahil edilmiş. Çok geniş bir yelpazeye iliştirivermişler. Eskiler huy sanıyordu muhtemelen benim gibi.

Desem ki psikiyatri kendine ilaç satışı için yeni sektörler yaratıyor, o da değil. Tedavisi yok ki. Bu bir farklılık. Sayisi 10'u gecen bir suru farkli huyun bir arada olmasi. neden turkce karakterden vazgectiysem yazarken. :)))

Pek sevgili Asuman Hanım,
Saçma ne demek, rica ederim. İnanın hepimiz şaşırıyoruz herşeye. Kimimiz unutuyr kimimiz kazıyor derisinin altına, damarın iç duvarlarına vs. İlginç olduğunu kabul ediyorum ama kimin hayatı enteresan değil ki? Kimin hayatı yazılsa roman değil de ders notu olur. Ben tanımıyorum böyle birini. Hepimiz bir romanın, kısa hikayenin, şiirin figürüyüz. Ya da Kaplumbağanın dediği gibi "Bizi hangi bilimadamı çizdi anne?":)))

Fundacım Cancağızım
Perşembeye ne dersin?:)))

Sevgili Pınar
Ne güzel bir tespit. Duble duble gelmişiz gerçekten. Kendi içimizde farklı farklı eşleşmişiz. Bazen de atıyoruz kapı dışına eşleşmeleri, evin göbek taşında toplaşıveriyoruz. Kim melek kim sos herşey karışıyor. Bu da ev halimiz işte:)

Cevap yazdığım için kendime aferin diyorum. Benim bu konuda müebbet cezalı olduğumu kabul ediyorum. Telafi de etmez cürümleri ama... neyse. (terminolojideki farklılığa dikkat çekerim)

Olmadı burdan devam edeyim günlük tutmaya:) Bu kadar yazmışken.

Sardunya dedi ki...

Sevgili Çağ
Beni komple paket program halinde hayat şaşırıyor. Kamu, özel... her tarife ayrı bir şaşkınlık kaynağı ne diyim:)

Sevgili Funda
Hoşgeldiniz. Bu ne güzel ve yaratıcı bir tamlama. Cesaretin soğuk olanı makbuldür belki de:)Bu aralar soğuk olmakla itham edildiğim için yazdım böyle. Alt kültür? Gerçekten alt ve apayrı bir kültür. Zaten 96 yılında otizm spektrumuna dahil edilmiş. Çok geniş bir yelpazeye iliştirivermişler. Eskiler huy sanıyordu muhtemelen benim gibi.

Desem ki psikiyatri kendine ilaç satışı için yeni sektörler yaratıyor, o da değil. Tedavisi yok ki. Bu bir farklılık. Sayisi 10'u gecen bir suru farkli huyun bir arada olmasi. neden turkce karakterden vazgectiysem yazarken. :)))

Pek sevgili Asuman Hanım,
Saçma ne demek, rica ederim. İnanın hepimiz şaşırıyoruz herşeye. Kimimiz unutuyr kimimiz kazıyor derisinin altına, damarın iç duvarlarına vs. İlginç olduğunu kabul ediyorum ama kimin hayatı enteresan değil ki? Kimin hayatı yazılsa roman değil de ders notu olur. Ben tanımıyorum böyle birini. Hepimiz bir romanın, kısa hikayenin, şiirin figürüyüz. Ya da Kaplumbağanın dediği gibi "Bizi hangi bilimadamı çizdi anne?":)))

Fundacım Cancağızım
Perşembeye ne dersin?:)))

Sevgili Pınar
Ne güzel bir tespit. Duble duble gelmişiz gerçekten. Kendi içimizde farklı farklı eşleşmişiz. Bazen de atıyoruz kapı dışına eşleşmeleri, evin göbek taşında toplaşıveriyoruz. Kim melek kim sos herşey karışıyor. Bu da ev halimiz işte:)

Cevap yazdığım için kendime aferin diyorum. Benim bu konuda müebbet cezalı olduğumu kabul ediyorum. Telafi de etmez cürümleri ama... neyse. (terminolojideki farklılığa dikkat çekerim)

Olmadı burdan devam edeyim günlük tutmaya:) Bu kadar yazmışken.