12.01.2010

Arkası yarın 2

"Ancak, kurallar koymak ve bunları öncelendirmek her zaman kolay olmamaktadır. Örneğin Isaac Asimov’un bilimkurgu romanında robotlar için üç kural konmuştur:



1. Bir robot hiç bir şekilde bir insana zarar veremez ya da eylemsiz kalarak zarar görmesine yol açamaz.


2. Bir robot, kendisine insanlar tarafından verilen emirleri, birinci kuralla çelişmediği sürece yerine getirmek zorundadır.

3. Bir robot sonuçları ilk iki kuralla çelişmediği sürece, kendi varlığını korumak zorundadır

Kuralların konduğu şeyin cansız bir nesne olması nedeniyle önceliklendirme nispeten daha kolay olmuştur. Ancak bu kuralların ve önceliklerin belirlenmiş olmasına rağmen aynı öyküde robot 1. Madde ve 3. Madde arasında kalarak çıkmaz bir döngüye girmiştir.


Sözkonusu nesnenin bir insan olmaması ve cansız bir nesne olmasına rağmen bu kurallar bile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

1) Bir robot insanlara zarar vermez.


2) Bir robot ilk kuralla çelişmediği sürece insanlarla işbirliğine girmek zorundadır.

3) Bir robot ilk kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.


4) İlk üç kurala muhalefet etmediği sürece bir robot istediği her şeyi yapabilir.

Kuralların muhatabının insan olduğu durumda iş iyice karışmaktadır.


Aspergerli bir erkek çocuğun Aspergerli babası olarak vardığım sonuç şu şekildedir.

Kesin ve değiştirilemez kuralların konması ve bunlardan taviz verilmemesi zorunludur. Bunlar kişinin kendisinin ve diğer insanların önce can ve sonra mal güvenliği ile ilgili olanlardır.


Örneğin trafikle ilgili olarak, çok katı ve sinirli olan babamın bu tutumu ben de işe yaramıştır. Annem de bu kuralı, şoförlerin hiçbir şekilde dikkatinin dağıtılmaması gerektiği, aniden bağırılmaması gerektiğini (aksi takdirde babamın sinirleneceğini) bana sakin bir dille (ve benim net ve somut bir şekilde anlayacağım şekilde) anlatarak pekiştirmiştir.


Ancak bu pekiştirme, trafiğin sıkışık olduğu ve çocuğun birçok uyaran karşısında savunmasız olduğu durumlarda değil, yol açık ve çocuğun söylenenleri analiz edebileceği durumlarda ve herhangi bir varsayımda bulunmadan yapılması daha yararlı olacaktır bana göre.


Varsayımdan kastettiğim, uygunsuz olmayan hareketlerin kazaya neden olabileceğinin anlatılması ve çocuğun da kazanın sonuçlarının neler olacağını çıkarabileceğinin düşünülmesidir.

Kazanın sonuçlarının neler olabileceği çocuğun yaşı ve durumuna bağlı olarak ayrıntılı şekilde anlatılmalıdır. Örneğin ölümün ne olduğunu bilmeyen bir çocuğa hele ki bir Aspergerli bir çocuğa “Ölürüz Allah korusun” demek çok etkili olmayacaktır. Paranın değerini bilmediği için maddi hasardan bahsetmek de pek anlamlı değildir.

Örneğin, ailecek yaptığımız bir kaza sonrasında NT kızımız gözyaşları içinde annesine sarılırken oğlumuz hayal kırıklığı içinde arabayı incelemiştir. Hayal kırıklığının sebebi ise arabanın çarpınca içinden transformers’daki robotlardan birinin çıkmamış olmasıdır.

Bu nedenle, çocuğa kazanın sonuçları açık şekilde anlatılmalıdır. Mesele, aileden birinin veya bir arkadaşın kaybedilmesi sonucunda artık onunla konuşmanın, oynamanın, sevdiği yerlere gitmenin mümkün olmayacağı veya arabanın hasar görmesi durumunda araba ile çocuğun gitmekten hoşlandığı yerlere gitmenin mümkün olmayacağı gibi ayrıntılar çocuğun özelliklerine ve ruh haline göre aşılanmalıdır.

Bana göre ayrıntılara girip durumu anlaşılabilir hale getirmek çok önemli. Aspergerle ilgili bir diğer benzetme olan Aspergerlinin başka kültürden gelen bir turist gibi görülmesi de bana mantıklı gelmektedir.


Çocukluğumu 8 yaşında ailecek göçmen olarak gittiğim Avustralya’da 5 yıl kalarak geçirmiş olduğum için şanslı olduğumu düşünüyorum. Aspergerden kaynaklanan “yabancılığımın” dili bilmeme ve kültürü tanımamaya bağlanması bana göre büyük şanstır. Böylece, Aspergerin bilinmediği 1977 yılında bana ikinci bir dil olarak İngilizce öğretilirken aynı zamanda kültür de tanıtılmış ve hiçbir şeyi bildiğim varsayılmadan kültür ve sosyal ilişkiler 8 yaşında (önceki yaşlara göre her şeyi daha iyi anlayabileceğim bir yaşta) tekrar öğretilmiştir.


Motor becerilerimdeki sorunlar nedeniyle top oynayıp, atlayıp zıplayarak oynayamadığım için bir kenarda beklediğimi bilmeyen öğretmenlerim bunu dili bilmeme ve kültürü tanımamaya yorumlamışlardır. Bundan da çok şikayetçi olduğumu söyleyemem çünkü parmak basamadığım o “farklılığım” böylece otorite (öğretmen) tarafından yanlış şekilde de olsa tanınmıştır.

Buna dayanarak oğlumla olan ilişkilerimde, oğlumu 23 Nisan nedeniyle Japonya’dan gelmiş ve evimizde kalan farklı kültürden biri olarak görüyorum. Onun en büyük ihtiyacının bu kültürü tanıyan bir rehber olduğunu düşünüyorum. Başka şehirden evimize gelen misafire (NT kızım) ve başka kültürden gelen bir misafire (Aspergerli oğluma) rehberlik etmek doğal olarak farklı olmaktadır. Örneğin kızım arkadaşlarıyla beraber olmaktan büyük haz duyup bizi unuturken, oğlumuza arkadaşlığı bir Japona el öpmeyi anlatmak gibi anlatmam gerekiyor hem de mantığına uygun düşecek şekilde. Bunu yaparken de çok fazla uyaran ve veriden de kaçınmam gerekiyor.


Kendim ise bu kadar fazla uyaran ve veriyle başa çıkabilme yöntemi olarak çocukluğumdan bu yana “Tünel” yöntemine sığındım. Tünel ile kastettiğim böyle kare kesitli ışıklandırılmış, 4-5 şeritli şehir içi tünelleri değil. Bu tünel daha çok kemer kesitli, sadece benim geçebileceğim yükseklikte ve dolambaçlı bir demiryolu tüneli.

Tüm düşüncelerim, aile dışındaki tüm ilişkilerim ve yaptığım tüm işlerde bu tünel var. Bu tüneller içinde hareket ettiğim zaman odaklanabiliyorum, işimi yapabiliyorum, alışverişimi yapabiliyorum ve bu tüneller içinde karşılaştığım insanlarla benim tünellerim içinde olduğu için başa çıkabiliyorum.

Tüneller faydalı mı zararlı mı bilmiyorum. Ama daha önce, başa çıkabilmek için fazlasıyla tükettiğim alkol ve sigaraya göre daha sağlıklı olduğundan eminim. Oğlumla ilgili olayda da başa çıkabilme yöntemi olarak tüm dünyayla normal şekilde etkileşime girip, zayıf hissettiği zamanlarda bir maddeye veya bir başka insana sığınma yönteminden ziyade kendisini içinde zayıf hissetmeyeceği ve mümkün olduğu ölçüde bildiği şeylerle karşılaşacağı tüneller açmasına yardımcı olmayı planlıyorum.


Bu tabi ki, dünyayla bağlarını koparmak şeklinde olmayacaktır ve günlük yaşantısı içinde yapması gereken tüm işlemleri kapsayacak şekilde olmak zorundadır. Yani, marketlerin ve alışveriş merkezlerinin kargaşasına maruz bırakılacak, burada yolunu bulmasına, kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olunacak ancak bunu yapamadığı zaman da yapmaya zorlanmayacaktır.

Ayağındaki sakatlık nedeniyle okula gidememiş ve okuma yazma öğrenememiş olan annemin, dünya klasikleriyle okuma yazma bilen insanlara öğretilmeye çalışılan evrensel doğruları hep mantığımla örtüşmüştür. Mantığımla örtüşen şeyler de değişmez kurallar haline gelmiş ve tünellerim içine dahil edilmiştir.

Aspergerli olduğumu bilmemem nedeniyle, genç yaşta nörotipik insanların becerileri ve sosyal yaşamlarına olan özentim bir dönemde dışarıya çok fazla açılmama neden olmuştur. Ancak bu açılmanın sağlanabilmesi için beynin uyuşturulması ve duyarsız hale getirilmesi gerektiğinden önce sigara ve sonra alkol tüketimi inanılmayacak boyutlarda ortaya çıkmıştır.


Bence Aspergerli çocukların nörotipik (normal??) olmaya zorlanmasında bu çok büyük bir tehlikedir. Sağlığını tehlikeye atacak şekilde nörotipik olmanın kimseye fayda sağlamayacağını düşünüyorum. Yaklaşık olarak 15 yıl süren ve aşırı miktarlarda tüketilen alkol sayesinde bir Aspergerli için inanılmayacak düzeyde yaşanan (Bodrum’da yatlarda çalışma, kokartlı profesyonel turist rehberliği yapma, bar işletme gibi) bir yaşantının ardından aslında özendiğim şeylerin benim özentilerim olmadığı ve benim için bir anlam ifade etmemeye başladığı bir dönem de eşimle tanışmam ve onun olağanüstü azimli çabaları sonrasında yapılan evliliğin hemen ardından, sosyal etkileşim içinde olmak için kendimi zorlamaya son vermem neticesinde alkolikliğe varan her gün içme isteği tamamen yok olmuştur.


Kızımın doğması üzerine hemen ardından KURALLARIM devreye girmiş ve kızını seven bir babanın kendini tehlikeye atma hakkının olmadığı düşüncesiyle bilgisayar başında günde tüketilen yaklaşık üç paket sigaranın anlamsız olduğu düşüncesiyle sigara 2000 yılında sonsuza dek bırakılmıştır.


Burada da 1-10 özelliği geçerli olmuştur. 1-10 özelliği, nörotipik insanlarda tüm duyguların 1’den 10’a kadar birerli aralıklarla artıp azalırken, bende sadece 1. ve 10. Seviyelerin olmasıdır. Sinirlenme, üzülme, sevinme, empati kurabilme veya kuramama ya 1 ya da 10’dur. Yani tüm duygular aniden üst düzeyde ortaya çıkar veya hiçe yakındır.

Bir de, sevinçli ama şaşkın gibi iki duygunun bir arada olması gereken durumlarda tek bir duygu vardır; endişe. Birden fazla duyguyu aynı anda yaşamam imkansız olduğundan sadece endişe ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda, bana hangisini hissetmemin daha mantıklı olacağını düşünmem için zaman tanınması gerekmektedir.


40 yaşından sonra Aspergerli olduğunu öğrendiğim için bu farklılıklar nedeniyle kendimi sürekli olarak sorguladım. Futbol oynayamayan, el ve ayak koordinasyonu zayıf, dans edemeyen, şarkı söyleyemeyen, başkalarının önem verdiği şeylere önem vermeyen ama önem vermediği için de kendini suçlu hisseden, önem verdiği şeylere başkalarının hiç önem vermemesi nedeniyle bunları saklayan birisi olarak hep farklılığa bir neden aradım. Sonuçta ulaştığım nokta her insanın kendisini farklı hissettiği ve benim de farklı olmadığımdı. Ancak çocukluğumda izlediğim bazı belgesellerin aklımda yer etmesi de beni rahatsız ediyordu.

Bu belgesellerden birinde, kolu - bacağı olmayan veya görmeyen ancak normal hayatlarını sürdüren insanların yaşantıları ve onların özürlü değil ne kadar özel insanlar olduğu anlatılıyordu. O insanların farklılıklarının gözle görülür olması ve özel kişiler kabul edilmeleri beni tarif edilemeyecek şekilde etkilemiş ve hatta belki de özendirmişti.

Bu noktada, Aspergerli olduğunu bilmeden kendisini sorgulayarak büyüyen bir çocuk mu yoksa Aspergerli olduğunu bilerek anne-babanın desteğiyle büyüyen bir çocuğun mu daha sağlıklı olacağı konusunda ben kendi oğlum adına hala düşünmekteyim.

Aspergerli olduğunu bilmemesi farklılığı sorgulamasında kendisine çok acımasız davranmasına, kendisini yetersiz hissetmesine; onca bilgi ve diğer insanlara göre özel yetenek sayılabilecek becerilere rağmen iki kelimeyi bir araya getirerek havadan sudan sohbet edememenin verdiği sıkıntıya yol açabilecek; ancak, anne-babaya daha az bağımlı olarak kendi başına yapabilme ve başarılı olma konusunda daha fazla deneyimle yüzleşerek hayata hazırlanabilecektir.

İkinci alternatifte Aspergerli olduğunu bilen bir çocuk, bu durumdan faydalanabilecek ve yapmak zorunda olduğu sorumluluklardan kaçınabilecek ve sorumluluklardan kaçınması nedeniyle de bağımsız şekilde yaşama becerisini geliştiremeyebilecektir. Ancak, farklılığının ne olduğunu bildiği için boşuna zaman harcayıp kendini yıpratmayacak, olmadığı bir şey olmaya çalışmayacaktır.

Bu konuda uzman olmadığım için fazla yorum yapmayacağım. Ancak kendi oğlumla ilgili olarak, oğluma Aspergerli, yani farklı olduğunu en iyi şekilde anlatıp farklılıklarını anlaması konusunda yardımcı olacağım kadar Aspergeri bahane olarak göstererek sorumluluklarından veya zorunlu sosyal etkileşimlerden kaçınmasını engelleyeceğim. Bunun için de daha önce belirttiğim gibi aşırı katı kurallarla can ve mal korunmasının yanı sıra esnek, zaman ve yere bağlı olarak değişiklik gösterebilecek kurallarla da hayatın belirsizlik ve sürprizlerine karşı da hazırlıklı olmasının sağlanması gerektiğini düşünüyorum. "
 
Yarın son:)

4 Yorum:

Kremali'nin annesi dedi ki...

Sabahtan beri gidip gelip okuyorum. Satirlardan sonra satir aralari da beynime kazinacak nerdeyse. Tortu olarak ne kaldi peki: aspergerin a'sini bilmeyen bir anne bile pekala guzel bir is cikarabiliyorsa, Yalin cidden cok sansli insaallah, hem de coook.

Bir de, o araba kazasi sonrasinda Su ile Yalin'in bu denli farkli tepkiler vermesini sadece aspergerle aciklamak, aralarindaki diger farklari (yas, cinsiyet, hayrani olunan cizgifilmlerin bellege yukledigi ogretilmis tepkiler vs...) esgecmek gibi geldi bana. Amaaan, sanki cok biliyormusum gibi yazdikca yaziyorum iste !

Dipnot: Bir onceki mesaj, affedilmez bir yazim hatasi icerdiginden imha edilmistir. Ozur :(

funda dedi ki...

peki maşuk o zaman sen Yalın için endişe duyuyorsan bir bakıma empati de geliştirmişsin ya da bunu da kurallar çerçevesinde yapıyorsun... o kısmı anlayamadım...
Hatta bir küçük paragrafına hayran oldum tüm yazına tabi ama diyorsun ki:
"Bu noktada, Aspergerli olduğunu bilmeden kendisini sorgulayarak büyüyen bir çocuk mu yoksa Aspergerli olduğunu bilerek anne-babanın desteğiyle büyüyen bir çocuğun mu daha sağlıklı olacağı konusunda ben kendi oğlum adına hala düşünmekteyim."

Yazının ana fikri budur tamamen...
Bence tabi ama seni ayakta alkışlıyorum despitlerin ve bu kadar açık yüreklilikle bunları yazabildiğin için bilmiyorum senin için ne ifade ediyor ama Deniz de Su da Yalınım da çok şanslılar senin olduğun kadar...
Siz herhalde birbirinizin yeryüzündeki cennetisiniz :)
daha neler söylemek isterim ama hayranlıkla izlemeye devam...
Sevgiler
Yalının Funda TC si :)

Kremali'nin annesi dedi ki...

Bence, sorunuzun cevabi yine yazinin icindeki bir baska paragrafta gizli sevgili Funda.

"...Birden fazla duyguyu aynı anda yaşamam imkansız olduğundan sadece endişe ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda, bana hangisini hissetmemin daha mantıklı olacağını düşünmem için zaman tanınması gerekmektedir."

Yani, endise dedigi sey, empatiden ziyade, sevinmeli mi uzulmeli mi bilemedigi bir durum karsisinda gelistirdigi refleks. Insaallah Yalin, en az babasi kadar sansli oldugunu zaman icerisinde gosterecek. Iste o zaman, endisenin yerini mutluluk alacak :)

tavsan dedi ki...

Cok guzel, cok faydali bir yazi dizisi olmus. Ellerinize saglik Necati. Ve Denizcim, seninle bulusamadan donmek durumunda kaldim ama uzuldum valla. Pazartesi kayinailemi ziyaret ettim gunduz (bu gelisimizdeki ilk ve son ziyaretim idi), aksamina da babasi vefat eden bir arkadasa gittik. Carsamba da tez jurim vardi; gerci uzatma alacaktim ve aldim ama yine de butun ogleden sonram buna gitti. Sonra da donduk geri iste.
Sevgiler hepinize.