3.08.2012

bir milyar


Bir taraftan Şemdinli'de olan biteni merak ederken bir taraftan da 15 yaşındaki kız çocuğuna lise tercih listesinde nasıl yardım edilir, ana baba nereye kadar sorumludur gibi uçsuz bucaksız sorularla uğraşıyoruz. Bu arada kah bir safra kesesi taşı kah bir 7 günlük ayakta alçı terapisi gibi medikal işler güçler de var. Tek eğlencemiz de perşembe akşamı "işler güçler". Kafam bir milyar gibi işte. Sanırım big bang aşamasını geçtim. şimdi beynimin farklı hücre toplulukları kendi yörüngelerini oturttmaya çalışıyorlar. O yüzden bu yazı girişsiz gelişmesiz ve büyük olasılıkla sonuçsuz olacak.

Geçen gün anneliğimi sorguladım. İtiraf ediyorum. Ben hiçbir zaman anne gibi hissetmiyorum. Okuduğum, gördüğüm, bana anlatılan, duyduğum, şahit olduğum her annelik kendimi daha da çok sorgulamama sebep oluyor. Bunu en çok kızın lise tercihlerini yaparken hissettim. Derken bu his büyüdü... büyüdü..... Zaten hazirandan beri görmüyorum hem Kaplumbağayı hem de Aktrisi. Ama sor özlem var mı? Sadece onlarla eğlenmeyi özledim. O kadar. Bakmayı değil. Böyle iki cümleye dökünce de pek acımasız geldi ama yalan söyleyemeyeceğim artık. 14 yıldır denedim, test ettim. Artık onaylıyorum.

Bu tür duygu ve düşüncelerle doluyken Maşuk'a sordum. Sen baba gibi hissediyor musun diye. O da hayır dedi. Biraz düşündük taşındık ve tartıştık. Sonuç:

Hayvan gibi çocuk yetiştirdiğimize karar verdik. Bir fil ailesinden farkımız yok mesela. Tehlikeye karşı tetikteyiz ama hep ihtiyatli bir mesafedeyiz çocuklara. en zorunlu görevimiz sanki onları dünyaya getirmekti. Gerisi bir anne fil ya da baba  filin yaptığından fazla değil bizim ailede. Filden belki tek farkımız mutlu olmalarını hedeflememiz. Başka da bir şey yok. ulvi değiliz, hissetmiyoruz. Üzerlerinden gerçekleştirebileceğimiz rüyamız ,idealimiz de yok. "Bak evladım buna ayı" derlerden öteye de gitmiyor nasihatlerimiz. O da kırk yılda bir. Nasıl hayatta kalınırı gösteriyoruz. Onlar da bize baka baka öğreniyorlar hepsi bu. Ama çok suçlu hissettiğim de oluyor. Bakıyorum milletin çoluk çocuğunu büyütüşüne. Acaba ben niye yapmıyorum diyorum. sonra da alışılmadık havada o şemsiyeyi açma Sardunyacım diyorum. Geçiyor.

Yarın gideceğiz yanlarına. Gülmelerini görmeye. Dönüşte belki yine kalırlar anneanneleriyle. Yukarıdaki fotoğraflar da uzun yolda ne dinleyelim derken bulduğumuz güzide eserler.

Bir ara da lise seçimini nasıl yaptık, hangi saçmasapan (?) kriteleri  eledik de hangi içgüdülerimizi dinledik onları yazsam.

6 Yorum:

coraline dedi ki...

aynen :)

KEYF-İEMEL dedi ki...

Her anne sorguluyor anneliğini bazen. Öğrendiğimiz, yapmadığımız ya da yapamadıklarımız yüzünden sanırım :(

Anne ve Bebisi dedi ki...

Fil bile benden daha sabirli, sefkatli ve merhametlidir diyorum :P

yasemin dedi ki...

anne ve bebişi öldürdün beni gülmekten :D

Anne ve Bebisi dedi ki...

:P

Mustafa İsmail dedi ki...

Blogunuzu ilgiyle takip ediyorum.Başarılarınızın devamını dilerim.Bu yazınızda harika olmuş efendim.Ben de Karadayı sitesinin sahibiyim.