13.05.2009

Ne güzel bir gün

"Yargıtay binasının tam karşısındaki üst geçitten geçerken gözü bal, saçı bal, teni saç rengine inat kara tontirik bir kız çocuğuna rastladım. Annesinin kucağında. Dilenen... İstemem hiç ama illa ki karşıma çıkar böyleleri. Sırf içim kıyılsın diye herhalde... Sabah uçağında çantama attığım cips paketi geldi aklıma. Döndüm verdim annesine... Annesine de o bal rengi kızına. Yanakları sanki sağlıktanmış gibi kıpkırmızı. Ya da ben öyle düşünmek istedim, bilemedim şimdi. O kadar heyecanlandı ki, gözlerine düşen ışıltı sanki cips tarları vermişim gibi. İki kuyruklu kafasını salladı bana sevinçle Ben arkamı döndüm, yoluma devam ettim, üst geçidin diğer ucunda beni bekleyen Sardunyam ile buluşmak üzere...

Bir solukta anlattım ona üst geçitti görüğüm balkızı. Dedim "Sardunya rahatlat beni". Kalbime oturdu o kız çünkü, alıp oradan içime sokasım var.

Böyle anlarda Sardunya hep iki kelam eder, "a-aa" derim ben, "hakkaten ya" derim, "bu kadar basit işte". Oflarım ohlara dönüşür, kikirderim 3-5 dakikaya kalmaz. Üfürük mü var kurduğu cümlelerde çözemesem de henüz, bir keyiflenirim ki sormayın gitsin.

"Deli misin sen allahaşkına" dedi bana "o senin kızından bile mutlu şu an. Verdiğin bir paket cips için Defne'nin gözü hiçbir zaman öyle parlamayacak." Bardağın dolu tarafı dedikleri bu olmalı sanki, ışıl ışıl oldum birden.

"Nereye gidelim?" dedi. "Eski isterim ben" dedim, "bakırcı, kalaycı, aktar nektar nev'inden bi yerlere götür beni". Girdik kolkola, Ulus'a... Çıkrıkçılar, Çengelhan, Pirinçhan'a. Mola vere vere...
Her molada çizdiği krokiye güle güle...
Kafanıza dikkat edin diyen tüm tabelalara inat, ben bol bol kafamı vurdum, o öptü. Yine bol bol fotoğraf çektik. Yediğimiz cheese cake'in içindeki anahtarın bize verdiği mesajı görmezden geldik. Vitrinlerde ne kadar rüküş kıyafet varsa birbirimizi dürte dürte güldük.

Girdiğimiz bir dükkanda, kaşka göz arasında o bana bir iğne aldı.
Ben üzerindeki kediye vuruldum.
O kendine bir ibrik aldı.
Ben bakıp bakıp güldüm.

Mutlu mesut sarıldık, ayrıldık, ben uçağa bindim, kuş gibi İstanbul'a uçtum. Dönüş yolunda hayatımda ilk kez metrobüse binme gafletine düşüp, itişme kakışma neticesi ayakkabımın tekini kaldırımda bıraktım. Hoooop, alooo, biradeeeer nidalarımı duyan halk elden ele topuklumun kaldırımda kalan tekini, itişme sonucu gayri ihtiyati geldiğim mıntıkaya ulaştırınca yer yer al, yer yer mor bir yüz ifadesiyle evime vardım.

Baktım yemek yok, 2 yumurta kırdım, biri Defne'ye biri bana. Bana bana yedik. Yerken çok güldük. Sonra o bana "hadi sarılalım mı" dedi, gülen ağzım havada asılı kaldı, ben eridim. Sarılırken sandım ki onu da sıcaklığımda eritebilirim..."

Ben de dedim ki: 
 
 
 
40-50 yıl öncesinde kalakalmış bir gündü dün. Akman'ın garsonları kadar naif hatta.

11 Yorum:

funda dedi ki...

hani sen?

funda dedi ki...

bu arada Sardunyam yandaki yazıyı yeni okudum iyi mi ne kadar leziz bir yazı olmuş sağlık olsun sana aşk olsun :)

Sardunya dedi ki...

Benim fotoğrafım mı? Baskıda:)))

Sağdaki yazı ise eleştirel medya günlüğünden alınma. Yazıya tıkla. Götürür seni oraya;)

ibeking dedi ki...

oh sefanız olmuş piravo :)

defneyleyasamak dedi ki...

bir sonraki yargıtayda mürafaa haziranın ilk haftası, bildiririm :)

Tanya's dedi ki...

Bayıldım ben..necatibey caddesine de...kıskandım da..yazdım tuğbaya..yarım kaldım..eksik oldum..hem cok sevindim...hem de ııh dedim...neden gidemiyorum...

Zevü dedi ki...

Ne yazı ve ne fotolar ama... Vay be. Böyle bir güne ihtiyacım var.

zeya dedi ki...

orası cidden Ankara mı. Siz kandırıyorsunuz bizi :):):)
Benim bildiğim ankara pek değişmiş gitmek lazım demek ki :):):)

LILY ve PEPPER dedi ki...

Sevgili Sardunya, taslara ve yaka ignesine bayildim, nereden buluruz o harika taslari acaba ?

Sardunya dedi ki...

Çok geç biliyorum ama hala gelip kontrol eden varsa diye cevap veriyorum:)

Ibeking
sana da piravo olur umarım. Bir gün:)

Defnenin anneciği
kaydedildi:)


Tanya
Herkesi bağlanmıyoruz canlı yayında. Biliyorsun değil mi:))) En kısa sürede beraber yayın yapma ümidiyle...:)

Zevü

Teşekkür ederim:) Beklerim. Ben doymadım tabi ki. Bir daha giderim... bir daha ... bir daha:)

Zeya
Eski Ankara:) Yeni Ankaranın burun kıvırdığı, Sıhhiyenin öbür tarafını at gitsin diyenlere tokat gibi:)

Lily ve Pepper
Taşları kendileri yapmışlar. Ya da ben öyle sanıyorum:) Kafedeydi. Masaların üstlerinde.

İğne ise Pirinçhan'da
girer girmez soldaki ilk dükkanda
bez bebekli falan.

Hepimiz dedi ki...

ohhhh sardunya hayat sende be arkadasim:))