25.12.2011

pazar


Tuhaf bir şekilde yıllar içinde değişen binbir huyumdan biri de bu: pazar günlerini çok sevmek. Özellikle de akşamüstlerinden itibaren başlayan o muazzam huzurlu dilimini. 

Eskiden pazar günleri zulümdü çünkü sanırım bana her gün pazardı. İş yok güç yok çoluk çocuk yok. En büyük derdim annemleri ziyaret edip yurda dönmek için otobüs bileti alacağımda cam kenarında yer kalmış mıdır kalmamış mıdır?! 


Ama şimdi öyle mi... bambaşka bir hayat. Üstelikde karamel soslu krep gibi birşey pazar günü akşamüstleri ve akşamları ve geceleri. Ve sanki hayat/evren/yaradan/kozmik güç/kader... artık ne derseniz o her pazar günü canla başla çalışıyor bana bu muazzam krepten servis yapabilmek için. Her pazar öğleden sonra 3 gibi başlıyor huzur saatlerim. Muhakkak işlerim bir şekilde halloluyor. Çocuklar her zaman sessizce kenara çekiliyor. Kitap okumaya da uyumaya da ne bileyim canım sıkılınca oje sürmeye de vakit bulabiliyorum. Hayatım çok mu kuru tuzlu? Aksine. Ama ne kadar iş kalırsa kalsın, ne kadar çok telaş olursa olsun bu saatlerde hep bir boşa düşüyorum. Ayağımı uzatıyorum. Her pazar muhakkak güneşi ben batırıyor ve de arkasından el sallıyorum. 

1 Yorum:

Zeynep dedi ki...

Ne guzelmiş, keyfini cıkarın. Bizim pazarlar ise hep koşturmaca.. Calisirken de oyleydi sımdı de oyle, bir yerde hata yapıyorum ama nerde?:)