Geldi geçti işte 2016. Zaman zaman deldi de geçti. Ara ara pışpışladı, sırtımı sıvazladı. Sessizce gider sandım. Darma duman etmeden gitmedi. Bellekleri allak bulak etti.
Bana oturup izlemeyi öğretti. Gülümseyerek dinlemeyi bir de. 2017 daha sıfır kilometre. Motor ısınsın da anlarız ne mal olduğunu.
2.01.2017
29.12.2016
Takdir
Benim bir korkum var dedi. Neymiş dedim. Bu yıl takdir alamayabilirim dedi. Gözleri dolu dolu. O anda ona takdirdi, teşekkürdü, teog'du, okulla ilgili gereksiz teraneleri pompalayan her kimse gözünün ortasına iki yumruk sallayabilirdim. Yutkundum. Ne var ki bunda, ben hiç alamadım dedim. baktım sesinin titremesi azaldı gözlerine diktim gözlerimi. Sen benden zaten aldın o takdiri dedim. Kafasını salladı gitti. Üç beş saat geçti. Tam uykuya dalacak. Gerçekten hiç mi almadın dedi. Hiç dedim. Peki İngilizce notun nasıldı dedi. Bak o iyiydi işte dedim. Onun da en iyi notu İngilizce biliyorum. Bu sefer gülümsedi. İnşallah yarın okullar tatil olur dedi. İki dakika geçmedi okullar tatil oldu. Gülümseye gülümseye uyudu.
26.12.2016
doğum yeri: mezarlık
"Mezarlığa döndü orası" dedim diye oldu herşey. Zamanı gelmişti. Mezarlık olmadığına inandırdın beni. Kaç kere öldüm saymadım arada. Ama kaç kere doğduğumu biliyorum. O yüzden geri geldim mezarlık dediğim yere. Biraz toprağı havalandırdım. Ekim zamanı. Tutar biliyorum. Sardunya dediğin asfalta diksen tutar. İsterse. İstiyor.
Perdeler, pencereler, demleme çaylar, sessiz odalar, yemek kokuları, mutfak tıkırtıları... bitmedi. Bir sürü başka hayatlar eklendi. Sokaklar, yollar, kahveler, rutubetli kalabalıklar, steril yalnızlıklar ve tabi ki kitaplar. Her okuduğunda yeni anlama gelen satırlar.
Doğum zamanı.
14.10.2015
bilmiyorum
Dün yazdım sanıyordum. Çok olmuş. Bu çok zamanda profil fotoğraflarını karartacak bir sürü ölüm olmuş. Simsiyahız. Geçmiyor. Omuz başlarımızda melek falan yok. Sağ omzuma bakıyorum ölüm. Sol omzuma bakıyorum ölüm. Umudunu yitirme diyorlar. İnadına diyorlar. İnadım ölü. Umudum gömülü. Geçmiş olduğu gibi önümde. Gelecek yok. Başka da birşey yok.
Belki biraz daha geçince zaman. Gelir hepsi geri. Bilemem.
6.07.2015
aloe vera hanım
İlk defa bir ölü gördüm. İlk defa bir kefene dokundum. Üstelik şahsen tanışmamıştık. Cenazesineymiş kısmet. Üç kişiydik. Biriyle cenaze vesilesiyle tanıştım. Diğerini on yıldır görmüyordum. İronik bir film gibiydi. o üç kişi aldık mezarlıktan camiye getirdik. Namaz sonrası geri mezarlık. Mezarlık sonrası herkes evlere dağıldı. ben bilmediğim bir şehirde o gün tanıştığım bir çiftin evinde elimi yüzümü yıkadım. Biraz dinlendim. Akşama otobüse atlayıp Ankara'ya döndüm. Ama geri dönülemez şekilde değiştim. Biliyorum. Söylemiyorum.
Geçen akşam balkona oturdum. Aloe veram vardı saksıda. Baktım yandan yavru vermiş ama üst dallar ölmüş. Ölen bir dala dokundum. Dokunduğum anda o kefeni hatırladım. Baktım. Sonra kalktım içeri geçtim. Bir dizi seyrettim. Anksiyetesiz bir kafa karışıklığı desen değil, huzur desen değil. Korku desen çocukluğumdan beri hiç korkmadım ben ölümden. Başka bir ruh hali.
Ondokuz mayıs törenlerinde stadyumdaki öğrencilerin binbir parçayla oluşturduğu mozaik desenler gibi hayat. Küt diye değişiyor. Sen de hop diye o resmin bir parçası oluyorsun. Kimse de yadırgamıyor. Geride kalırsan resmi bozuyorsun.
Sonra resim değişti. Pazar günü Grup Yorumun 30. yıl konserine gittik falan.
Değişik.
23.06.2015
Değişim (ibrişim gibi birşey)
Bilimsel kılıklı bir safsata mı bilmiyorum ama bir yerlerden duymuştum. Yedi yılda bir vücudumuzdaki tüm hücreler değişmiş olurmuş. Yedi yıl. Bu yedi yılda bir hücre belleğinin de sıfırlanması mı demek acaba diye düşünmüştüm ilk duyduğumda. Az önce herkes kendi hücresine çekilince evde iki satır karalayım dedim. Dediğim anda alt yazı geçti alnımın iç tarafından. Kimse görmedi. Yeni moda led panolar gibi akar yazıyla ama yazı tipi elbette eski, silik daktilo harfleri. Değişim yazıyordu. Ben bilgisayarı açıp da derdimi anlatana dek yazı da değişti. Yedi yılı falan da beklemedi.
Günün kilit kelimeleri: annem, aşti, Su'yun odasından gelen gizemli ses, berber (yarının aday kelimesi) (aslında bugun bunu yazacaktım şimdi yazınca hatırladım), lilly.
22.06.2015
acemilik
Her işin bir acemiliği var tabi. Yıllar sonra şu tarlamı ekip biçeyim dedim. Ne toprak kalmış aklımda ne tohum ne bakım. Elimde bir avuç toprak üç beş tane de tohum var gibi. Eskiden buralar bağ bahçeydi. Nadas dedik unuttuk toprağı. Döndük en başa. Allahtan ayrık otum az. Gerisi gelir artık.
Evde oturmak da profesyonellik istermiş. Unutmuşum. Yoklama var gibi öğlen çıkıyorum evden. Akşam mesai bitmiş gibi geri dönüyorum. Aylaklığın da acemisi olmak zor iş arkadaş.
Lale devri değil tabi yaşadığım. Arada ilk defa sayım saati sandığımın başına gidecek kadar inanarak oy verdiğim bir seçim geldi geçti. Hala gülümsüyorum sonuçlara. umuttan başı dönermiş insanın. doğruymuş.
Bir de bir eğitim geçirdim ki dillere destan. Şundan oldum ben tık . Bina yıkılış şekillerinden düğüm türlerine, ilk yardımdan telsiz tatbikatına kadar tam beş gün eğitim. altıncı gün senaryo. aldık sertifikayı.
Bu aralar anahtar cümlelerim: iş ilanı, dolmuş/ otobüs, ayran var mı ayran, oh yine yağıyor, yok canım bu sene tatil planımız, yok ya o iş mülakatından hala ses çıkmadı, bıdı bıdı laga luga
Evde oturmak da profesyonellik istermiş. Unutmuşum. Yoklama var gibi öğlen çıkıyorum evden. Akşam mesai bitmiş gibi geri dönüyorum. Aylaklığın da acemisi olmak zor iş arkadaş.
Lale devri değil tabi yaşadığım. Arada ilk defa sayım saati sandığımın başına gidecek kadar inanarak oy verdiğim bir seçim geldi geçti. Hala gülümsüyorum sonuçlara. umuttan başı dönermiş insanın. doğruymuş.
Bir de bir eğitim geçirdim ki dillere destan. Şundan oldum ben tık . Bina yıkılış şekillerinden düğüm türlerine, ilk yardımdan telsiz tatbikatına kadar tam beş gün eğitim. altıncı gün senaryo. aldık sertifikayı.
Bu aralar anahtar cümlelerim: iş ilanı, dolmuş/ otobüs, ayran var mı ayran, oh yine yağıyor, yok canım bu sene tatil planımız, yok ya o iş mülakatından hala ses çıkmadı, bıdı bıdı laga luga
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





